Efor Böcek İlaçlama

Böceklerin Üreme Sistemi

Böceklerde Üreme Sistemi

Böcekler üremede genel olarak ayrı eşeylidirler. İlaçlama yapılan haşerelerde nadir olarak birkaç örnekte iki eşeyin aynı bireyde temsil edilmesi yani hermafroditizm veya (Gynondromorphizm) görülür. Buna en iyi örnek pamuklu bit, Icerya purchasi’ dir. Böceklerde çoğalma sistemi abdomende yer alan bir organ grubudur. Erkek ve dişi çoğalma sisteminin kısımları arasında sıkı bir paralellik olduğu gibi her iki sistemin birçok kısmı bilateral simetrilidir. Dişi çoğalma sistemi esas olarak yumurtaların oluştuğu bir ovariol grubu, spermaların depo edildiği bir spermateka ve yumurtaların vücudun dışına çıkarılmasına yarayan bir kanal sisteminden ibarettir.

Tipik bir dişi çoğalma sisteminde her biri vücudun bir yanında olmak üzere 2 ovaryum vardır. Ovaryum çok sayıda ovariol tüpünden (yumurta borucukları) oluşur. Her bir ovariol anterior olarak terminal filament denen bir tutunma ipliği ile son bulur. Ovariolün üst kısımlarında gelişmekte olan yumurtalar ve bunun alt kısmında olgun yumurtalar bulunur. Ovariolün kaide kısmında pedicel denen küçük bir kanal vardır. Her grubun pedicelleri birleşerek bir calyxi oluşturur. Calyx’lerin herbiri lateral ovidukt içersine açılır. Her iki yanda yer alan lateral oviduktlar, median oviduktu meydana getirmek üzere aralarında birleşirler. Median ovidukt ya doğrudan dişi yumurta koyma borusu (ovipositor) ile birleşir veya ovipositor ile birleşen vaginaya (yumurta odacığı) açılır.

Ovidukt’un veya vagina’nın dorsal duvarına iki bez bağlanmıştır.
1. Kanal kısmına açılan ampul şeklinde bir bez olan reseptaculum seministir.

2. Bir çift olan yardımcı bezdir. Bu bez, yumurtaları zemine yapıştırmaya veya yumurta kümesi üzerine bir muhafaza yapılmasına yarar. Değişik böcek gruplarında ovariol sayısı tipi ve bezlerde değişiklikler görülür. 1, 2, Oocytlerin olgunlaşma ve beslenme şekillerine göre ovarioller iki kısma ayrılır.

1. Panoistik ovariol; Trophocyt (besleyici)’ler yoktur. Yumurtalar, etrafındaki follicular epitelyum tarafından beslenir.

2. Meroistik ovariol; Besleyici Trophocythler bulunur ki bu tip de 2 gruba ayrılır; a. Polytrophic tip. Yumurta ve besin hücresi birbiri ardına dizilmiştir. Her oocyte kendi tamamlayıcısı olan trophositle (Neuroptera, Hymenoptera, Lepidoptera, Diptera), alternatifli sıralanır. b. Telotrophic tip (Acrotrophic Hemiptera Homoptera Coleoptera) Besleyici hücre yumurta borusunun üst ucunda toplanmıştır. Bazı hallerde yumurtalar besleyici hücrelere plazma uzantısı ile bağlıdır (Hemiptera).

Erkek çoğalma sistemi:

Genel organizasyon bakımından erkek çoğalma sistemi dişininkine benzerlik gösterir. Bu sistem başlıca bir çift testis, buna bağlı kanallar ve spermaların vücut dışına çıkış yollarından meydana gelir. Her testis, içinde spermaların oluştuğu bir grup sperma borucuğundan (folicula seminalis) ibarettir. Sperma borucukları ortak bir kanalla (vas efferens), vas deferens’e, o da sperma kesesine yani vesicula seminalis açılır. Vesicula seminalislerden itibaren birer kanal çıkarak ortak bir ductus ejacolatorius’u oluşturur. Ductus ejaculatorius penis içerisinde devam eder ve ucunda sperma çıkış deliği bulunur.

Böceklerin yaşam tarzına göre facet gözler başlıca 2 gruba ayrılır;
1- Apozisyon gözler
2- Süperpozisyon gözler

Apozisyon gözler gündüz gözleri, süperpozisyon gözleri gece gözleridir. Yani karanlıkta hareket halinde olan gruplarda görülür. Apozisyon gözlerde her bir göz (facet, ommatidium), pigment hücreleriyle birbirinden tamamıyla ayrılmıştır. Cismin her bir noktasından çıkıp ommatidiuma gelen ışık sadece bir ommatidiumda kalır. Süperpozisyon tipte ise, her bir göz pigment hücreleriyle tamamen ayrılmamıştır ve ışınlar aralardan geçerek diğer rhabdomlarda da o noktanın hayalini oluşturur. Böylece hayalin kuvvetlenmesi sağlanır.

Bu gözlerde şiddetli ışıkta, gözler arasındaki pigment maddesi hareket eder ve ommatidiumları tek tek ayırarak bu şiddetteki ışığa en uygun gözün şekillenmesi sağlanır. Gece böceklerinden ateş böceği (Lampyris) süperpozisyon göze sahiptir. Bunlar gündüz pigment maddesinin hareketiyle görebilir. Fakat birçok gündüz böcekleri gece göremez. Karanlıkta yaşayan böceklerin çoğunda göz köreldiğinden dolayı göremezler. Bazı böcek larvalarında sinek arı, karınca vs. de göz bulunmaz fakat ışığa karşı bir duyarlılık vardır.

Mekanik Duygu Organları

Mekanik duyular vücut duvarında bulunan yapılardır. Alıcının herhangi bir kısmındaki şekle ait değişiklikler yani uyarımlar alınır. Dokunma, hava akımının alınması gibi. Böceklerde vücut duvarına yerleşmiş mikroskobik yapılar genelde üç tiptir; mekaniksel duyum alan kıllar, kutikulanın uzantı şeklinde değilde dışarı doğru yükselmiş kubbe veya çan şeklindeki çıkıntıları (iğneler) ve kordon şeklindeki organlar. Kıllar en ilkel olanı ,epidermis ve kutikula kökenli kıl ve duyu hücreleri vücudun çeşitli yerlerine dağılmıştır ama özellikle anten, tarsus segmentleri ve cercide bulunur.

Değme sonucu, kıl kökündeki oynama bir sinir etkisi meydana getirir. Ve kıl kökünün ilişkili olduğu sinir hücresine iletilir. Tat, koklama, sıcaklık, ağırlık uyarılarını algılar ve değişik tipleri vardır. Çan şeklindeki duygu organlarının dış uzantıları yoktur. Kutikulanın normal yüzeyi biraz yükselmiştir veya biraz içeri yerleşmiştir. Yani ufak kubbe şeklindedir. Sinir hücresinin kalın yapılı bir kolu bu çan yapının içine girmiştir.

Kordon Şeklindeki Duygu Organları:

Bu tip duyu organlarına kordotonal organ adı verilir. Duygu hücresi vücut duvarının iki noktası arasında adeta gerilmiş bir uzantıya sahiptir. Bu noktadan biri az veya çok hareket eder durumdadır. Bu nedenle de vücut hareketine duyarlıdır. Böceklerin pek çoğunda anten hareketini bu organlar kontrol eder. Bazılarında da yukarıda belirttiğimiz uzantılar yoktur. Kordon şeklindeki duygu organları ses alma zarı ile görüldüğünden daha önce ses alma işini yürüttükleri zannedilmekteydi. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar; vücut durumunun kontrolü, dengenin sağlanması, mekanik duyarlılık, iç basınçın anlaşılması ve işitme organı olarak çalışması gibi işlevlere sahip olduğunu göstermiştir.

İşitme Organı:

Vücudun çeşitli yerlerindeki sese duyarlı kılların ses dalgaları etkisi ile titremesi sonucu ses alınımı gerçekleşir. Lepidoptera larva vücudundaki bazı kıllar, Orthoptera cercuslarında bulunan kıllar çok az titreşimdeki sesleri bile alabilirler. (Saniyede 3000 titreşimden az olan sesleri). Ses alma organlarından biri de Johnston organı’dır. Organın esası kordon şeklindeki (mekaniksel duygu organı olan) duyu organıdır (Kordotonal duygu organı). Bundan başka sivrisineklerin antenlerindeki kıllar, ses dalgaları ile antenin bütününün oynamasını ve sonuç olarakta 2. segmentte bulunan Johnston organının sesi almasını sağlar. İnsanlar en fazla saniyede 20.000, böcekler 90.000 titreşime kadar olan sesi alabilirler.

Tympanal Organlar:

İnce bir zar şeklindeki duygu organlarıdır. Bir çift olarak böcek vücudunun türe özgü yerlerinde yerleşmiş olup bu zarlar solunum sisteminin hava kesecikleri ve kordotonal duygu organlarıyla ilişki halindedir. Bu tip işitim Orthoptera, Lepidoptera, Homoptera’lardan Cicadidae familyasında görülür. Genelde ön tibiların bazalinde ya ince bir yarık halinde yada açık olarak bulunurlar. Acrididae familyasında 1. abdomen tergitinin sağ ve solunda timpanal organ bulunur. Yapıları oldukça karışık ve böceklere hastır (türe özgü). Yalnız kural olarak sesi işitme ve sinir kollarına iletme için mutlaka bir zar bulunur.

Kimyasal Duygu Organları

Böceklerde kimyasal duygu organları da gelişmiştir. Daha once de belirttiğimiz gibi tat ve kokuyu alırlar. Çeşitli biçimlerdedir; ufak bir diken çıkıntısı, ince kitinsel bir levhacık veya içe doğru girmiş ufak bir koni olabilir. Ancak hepsi incelmiş kitinsel bir uzantıya, bir veya daha fazla sayıda iki uçlu sinir hücresine sahiptir. Böceklerde kokunun çok önemli olduğunu biliyoruz. Ve bunları 4 grup altında topluyoruz.

1- Cinsel çekici kokular,
2- Sosyal böceklerin birbirini tanımalarını sağlayan hatırlama kokuları,
3- Yumurta koyma çekici kokular,
4- Besin çekici kokuları,

Tad alma olayına gelince, yapılan denemelere göre bal arısı ve bazı sinekler fruktoz, glukoz, sukroz ve maltoz gibi şekerleri çok düşük konsantrasyonda eriyik halde hissedebilirler. İnsanlar 1/64 oranında seyreltilmiş şekeri algılayabilir. Buna karşılık Pyrameis cardui (Lepidoptera) ise 1/28 000 oranındaki şekeri algılayabilir.

Işık Organları

Bazı gruplarda ışık meydana getirme özelliği vardır. Bunların bir kısmı kendi özel organları yardımıyla ışık çıkarır. Diğeri de ışık meydana getirebilen bakteriler yardımıyla olur. Gerçek ışık yayımlayan böcekler Coleoptera takımından Lampyridae ve Cantharidae familyasına bağlı türlerdir. Lampyridae familyasında ışık bütün gelişme dönemlerinde meydana getirilir. Bununla ilgili organlar, 6. ve 7. abdominal segmentin ventralinde bulunur. Burada ışık, türe özgü olarak sürekli veya seyrek olarak yanar söner.

Bazı gruplarda uçarken ve dinlenme halindeki ışığın rengi farklıdır. Işık meydana getirme organı saydam bir kutikula tabakası gerisinde yerleşmiş bir sıra iri fotogenik hücreden ibarettir. Bunların etrafında ve aralarında yoğun trake sistemi vardır. Fotogenik hücreler vücut içine doğru birkaç sıra hücreyle kuşatılmıştır. Bu tabakaya aksettirici tabaka adı verilir. Bu organın ışık meydana getirmesi esas olarak, fotogenik hücreler içindeki oksidasyon sonucu oluşur. Luciferin denen bir çeşit yağ lusiferinaz enzimi ile okside olarak oksilusiferin meydana gelmesi sonucu ışık meydana gelir. Işığın yanıp sönmesi alınan havanın kontrol edilmesi ile meydana gelir.

Böceksiz Mekanlar SağlıyoruzBöcek Türüne Öze İlaçlamaİnsan Sağlığına Zararsız İlaçlarProfesyonel Çözüm OrtağınızYaşam Alanlarınız Koruma AltındaEntegre Haşere Mücadele HizmetiUzman Ve Donanımlı EkipPeriyodik İlaçlama Servisi
Böceksiz Mekanlar Sağlıyoruz
Böcek Türüne Öze İlaçlama
İnsan Sağlığına Zararsız İlaçlar
Profesyonel Çözüm Ortağınız
Yaşam Alanlarınız Koruma Altında
Entegre Haşere Mücadele Hizmeti
Uzman Ve Donanımlı Ekip
Periyodik İlaçlama Servisi

BÖCEKLERİN VÜCUT ISISI

Böceklerin vücut ısısı genel olarak dış ortam ısısına eşittir. Ancak uçuş ve faaliyet halinde vücut ısısı (40 dereceye kadar) yükselebilir. Böcekler ve haşereler genel olarak düşük ısılarda hareketsiz kalır, havanın ısınması ile faaliyete başlar. Böceklerin optimal ısı derecesi 26º C olarak kabul edilmiştir. Bu derecede, bütün fizyolojik olaylar en aktif halde devam eder. 35º C’ nin üstünde rahatsız olurlar. 40º C’ den sonra normalin üstünde hareket başlar. Bu derece devam ederse çeşitli organlarda felç, 50º C’ nin üstünde de ölüm görülür. Ancak bu neme de bağlıdır.

40-50º C’ de hava çok kuru ve vücuttan su kaybı fazla olacağından ölüm de artar. Nemlilik fazla ise ölüm oranı azalır. Düşük ısıya böceklerin adaptasyonu fazladır. Bazı larvalar -4 ve -42º C’ de, erginler ise -1–35º C’ ye kadar devamlı uyuşuk kalabilir. Bu devam ederse ölüm görülür. Bu yazımızda böceklerin yapısı ve vücudunu oluşturan organlar ile işlevlerini anlatmaya çalıştık. Böceklerin alt sınıfları ve diğer böcek türleri hakkında daha pek çok bilgi mevcuttur. Böceklerin zararları kadar insanlar için faydaları da bulunur. Böcekler ile mücadele ederken faydalı türleri ortadan kaldırmak sorunları tetikler.

Pin It on Pinterest